İçimizden gelenler

Yöresel ürünler neydi? Anneanne tarifleri? bir meyveyi yemek için mevsimin değişmesini beklemek? Ne demek kışın erikli tart olmazdı veya ne demek kabak yemeği kışın yapılmazdı. Doğanın akışına ayak uydurup, akışı geliştirmek yerine, pratik ve sözde akılcı çözümler geliştirdiğimiz günümüzde, esas sorunumuz bu noktada başlıyor. Raf ömürlerini uzatma, üretimin verimliliğini arttırma, erişilebilirliği kolaylaştırma derken hem ürünlerimizin kalitesini hemde değerlerimizi tek tek kaybettiğimiz şu günlerde tam da bunun için sesimizi duyurmak isityoruz.
Toprağımızı küstürmeyelim, bulunduğumuz doğayı ve verdiği ürünleri tanıyalım,sevelim; kültürümüze sahip çıkıp değerini bilelim istiyoruz. Hepimizin sağlıklı ve güzel bir görünüm için maddi manevi birçok fedakarlıkta bulunmak zorunda olduğumuz bir dönemden geçerken çareyi özümüze dönmekte buluyoruz ve bu açıdan bölgemizin değerini biliyoruz.

Saglıklı ve kaliteli bir yaşam için yediklerimiz neden glutensiz, laktozsuz, karbonhidrat oranı azaltılmış, protein değeri arttırılmış… ve bunun gibi pek çok değişik işlemlerden geçiriyor? Doğadaki işleyiş nasıldı?Biz insanoğlu nerelerde ne yanlışlar yaptık diye sorular sorduk kendimize.. Cevabıda yine eskilerde yine el değmemişlikte ve saf halinde bulduk. Ailemizin asırlık çiftçilik deneyimi ve atalık tohumlarıyla çıktığımız bu yolculuk sonu olan bir yolculuk değil çünkü emelimiz gelecek nesillere de bu deneyimleri koruyarak aktarmak.

‘Yedikleriniz ilacınız, ilacınız yedikleriniz olsun’ demiş Hipokrat.Biz de bu anlayışı benimseyerek değerlerimizi kaybetmeden yenilikçi ve çağdaş bir çiftçilik anlayışı oluşturmak istiyoruz.Bu yolda bizimle olan sizlere teşekkür ederiz.

 

Saglıklı günler dileriz…


Lütfen Yorum Yapın